Gözlerin Rüşvetti Bedenime?

Ne demek şimdi bu? Yakın bir zamanda bir arkadaşım, sevgilisinin kendisine attığı bu mesajı gösterince kendimi çok tutmama rağmen gülmekten kurtulamadım. Beş dakikalık bir zaman dilimi içerisinde cümleyi öğelerine ayırıp tahlil etmemden sonra kahkahama devam ettim. Ben mi çok ruhsuzum ama benle beraber birçok kişi de ruhsuz yoksa 2011’in yarılandığı bu dönemlerde artık dünyayı, hayatı birkaç sözcüğün değiştirmediğine inanma vaktimiz gelmedi mi?

Kişi, her ne kadar içinden gelip dökmüş olsa da bu lafları yine de günümüzde “yalancı” duruyorlar. Aşkta, sevgide kullanılan kelimelerin arasına ayrı dünyalardan bir kelime sıkıştırıp ilgi, iyelik ekleriyle beslemek yalnızca bir liralık kartpostallarda yer bulabilecek şeyler olacaklar bana göre. Kartpostal vermesi gereken bir gazete var ki o da “Posta Gazetesi”. Kartpostalların da tabii ki “Amatör Şairler” sayfasının arasına sıkıştırmaları gerek.

Ya, nedir bu sinir? Sinir yok, efendim. Hayat değişmiştir, haberimiz olmalı artık. Sizi kovalayan banka görevlisine “Şubeleriniz rüşvettir hesap özetlerimde.” dersiniz, maazallah. Ya da tam tersi bir banka çalışanı olarak bir müşteriye sarf edersiniz buna benzer bir şey… Sonra patronunuzla uzun, bitmek bilmeyen bir konuşma geçer aranızda, kim daha “beylik” bu işyerinde diye.

Hele bunların hayatın içinde olduğuna inanılıp televizyonlarda, filmlerde körün körü göze parmak olarak sokulup izleyicilere yutturulmaya çalışılmaları yok mu? O da çok içler acısı, ne yazık ki. Ben bu yaşımda büyüklerime terbiyesizlik ederek bunun yanlış olduğunu görebiliyorsam büyüklerin bunların çoktan farkına varmış olmaları lazım. Ayrıca hayatın içindeki durumların ekranlarda, perdelerde doğru kurulmadığı zaman patladığını görmek çok da zor değil ki. Sinema, tiyatro kendi gerçekliğini yaratır, bunu bilmiyor muyuz? Fransa’da, geçmiş zamanda ünlü bir tiyatro oyuncusu rolü gereği bir yerde uyuklayacaktır ancak oyun zamanı gerçekte de çok yorgundur ve tam rolü gereği uyuklayacağı yerde uyuyakalır. Çıkışta seyirciler oyuncunun çok kötü rol yapmasından yakınırlar. Hâlbuki oyuncu gerçekten uyuyakalmıştır!

Ben de şiire benzer bir şeyler karaladım zamanında ama çoğu satirikti. Gün yüzüne çıkaracak kadar da medeni cesareti olan biri değilim, neyse ki. Her üç kişiden beşimiz şairiz zaten, öyle değil mi? Ne anlama geldiğini anlamak için garip garip kitapların yazılacağı sözler uydurarak ya da kitaplar dolusu “mutluluk”u yazarak aşağıdaki tablonun yapabildiğini yapabilecek misiniz, sahte Abidinler?

Ali Kerem Gülermen
6 Ağustos 2011

Ekteki Tebrik Kartı: Dianna Dengel

Bir Cevap Yazın