Gazeteci Öldürmek

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin internet adresine girdiğinizde uzunca bir liste göreceksiniz. Tabi bunu görmeniz için arama kısmına “öldürülen gazeteciler” yazmanız gerek. Birçoğunu belki bilmiyorsunuz. En tanınanlarından biri 24 Ocak 1993’te öldürülen Uğur Mumcu. Ayrıca, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink ve en son olmasını umut ettiğim Cihan Hayırsevener öldürülen gazetecilerden sadece birkaçı.

Ölüm Allah’ın emri, ancak bu şekilde kalleşçe olanı değil. Hem de sadece gazeteci oldukları, kendi doğru bildiklerini savundukları için. Örneğin Hrant Dink’in ölümünden sonra neler neler söylendi. Şimdi oldukça ünlü olan ve öldürülmesinin temel sebebi (!) olan bir cümle yazıldı birçok gazetede, forum ve sosyal paylaşım sitelerinde. “Türk”ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarda mevcuttur.” Halbuki o yazının tamamı okunsa Türk düşmanlığının Ermeni çocuklarına aşılanması yerine bu düşmanlığı besleyen kanın Ermenistan için çalışan Ermeni kanıyla değişmesini gerektiğini belirttiği görülebilir. Belki de ben çok safım bilmiyorum. Belki de zaten biliyorlardı.

Bizler malesef okumuyoruz. O kadar üşengeciz ki ve bir o kadar da cahil. Sadece makaslıyoruz, cımbızla çekip alıyoruz bir cümleyi. Oysa o cümleyi var eden yazının tamamı değil midir? Empati kurun diye bas bas bağıran bir gazeteciydi Hrant Dink… Ulusal bağımsızlığı, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağını bize söyleyen biriydi Uğur Mumcu. Ve daha niceleri…  Fikirleri ne olursa olsun öldürülmeyi haketmez kimse. Hele şimdi dönüp bakıyorum, yıllarca uğruna nice kanlar döküldü bu vatan uğruna ama şimdi şehitlerden daha da değerli değil mi dağdan inenler? İnsanları domuz bağı yapıp katledenler değil mi halaylarla tahliye olanlar?

Hangi evlat babasını, hangi eş bir parçasını yerde üzerinde bir örtüyle yatarken görmek ister? Üstelik tartışılan sadece ayakkabısındaki delik! Ve bugün azmettiricisi hakkında “Hrant Türk kanı zehirli demiş” diyen kaç kişi aslında zehrin kendisine sahip?

Ne kadar çok istiyoruz değil mi fikirlerimize saygı duyulmasını? Herhangi bir konuda düşüncemizi sunduğumuzda değerli olduğunu hissetmeyi…  Ancak biz değer veriyor muyuz acaba önce karşımızdakine? Biz değer veriyor muyuz insanlığa?

Bir Cevap Yazın