Category Archives: Funda’nın Mutfağı

Hoşgeldin bahar..

Sanırım büyüyoruz.. Dünya büyüyor.. Dünyanın kirliliği, çalışmakta olduğumuz işlerimizin yoğunluğu, kazanmak zorunda olduğumuz paranın pisliği tüm insan ilişkilerimizin içine ediyor. Ben, Sekoyu tanığım günü bayram ilan ettim gözümde, bu denli büyük bir kalbi olduğunu ancak O’nu gördüğümde anladım ve bir daha vazgeçemedim.
Seko’m senin için ne hissettiğimi 3. kişilerden ziyade bir tek sen biliyorsun. Bugün de, yarın da, hayat kısa da olsa ömrüm boyunca bileceksin. Buna şüphem yok.
Bu büyük kalbin yarattığı forum çoıumuzun kurulduıu ilk günden bu yana vaktini, emeğini, duygusunu, bazen sinirini, tartışmasını, aşkını, entrikasını herşeyi içinde barındırdı. Burası bence bir okul.
Seko’m bunca dış dünya sorununun kalbimizi kararttığı bu düzende bu sıcak kaçış noktamızı asla bizden alma.. Birbirimize söyleyemediğimiz zor cümleleri “o bunu okuyor” adı altında yazdığımız, dertlenip beleş “meyhane” de içtiğimiz, altalta üstüste birbirimizi sıfatlandırdığımız forumun en bilmemnesi olduğumuz, asla ağa, paşa, duayen olamayacağımızı bile bile birbirimize yıldızlar verdiğimiz bu evin ışıığını hiç söndürme.
Sen farkında olmadan bize çok şey kattın, forumun da öyle. Seni seviyorum, senden vazgeçmicem, forumunu da seviyorum, ondan da vazgeçmicem, tıpkı diğerleri gibi..
şimdi yenilenen yüzüyle, aramıza yeni katılanlarla yepyeni refresh bir Sekoloji var ve ben biliyorum ki ruhumuzun derinliklerinde yeniden birşeyler kıpırdanmakta.. Baharla beraber atıyoruz içimizdeki tüm kötü duyguları, tüm negatifliği, yeniden başlıyoruz, arınmış bir şekilde. Kimse kimseyi üzmesin, kimse kimseyi kırmasın, kızsın, bağrıışın çağrışın ama çekip gitmesin. Ünlü bir duayen abimizin dediği gibi “Dostluklar? taşa, kırgınlıkları kuma yazalım..”
Tekrar hoşgeldiniz..

Sonsuza kadar yaşa..

Şanlı bir mücadelenin, İstiklal Savaşı’nın gazisi, Atatürk’ün son askeri Yakup Satar’ı kaybettik. İsmini çok sık duydugumuz ünlülerden değildi belki, bir tarihti.. 1898 doğumlu koca bir çınar..Son yadigar..Sahi, bedenler ölürdü değil mi? Cumhuriyetler ölmezdi.. Mekanı cennet olsun..
Ve O gece..03.04.2008..
100 senelik bir çınar, O da Atatürk’den yadigar..şahlandırıyor ağları, ismi Fenerbahçe…
Kitabın birinde şöyle yazıyor; “Gökyüzünden cennet yere iniyor. Ve hayatımdaki en unutulmaz anlardan birini yaşadığımın farkındayım; genellikle tam da o büyülü an geçtikten sonra hissettiğimiz bir tür farkındalık bu.”
O gece farkında olan olmayan, içinden imrenen, dışından hasetlenen, ağzıyla şarkı söyleyen, içinden kan ağlayan, Türk olan, Türkü seven her kim varsa o büyülü cenneti kalbinde yaşad?ı. Bazı başarıların parayla değil yürekle kazanıldığını ispatladı. Bizler savaşlara alışkındık, almaya, kazanmaya alışkındık. Topragımızı savaşlarla kazandık, bir topa yenilmemeliydik. Inter’i , CSKA’sı, PSV’si, Sevilla’sı, Chelsea’si.. Dünyanın bütün renkleri birleşmiş sanki.. 
Ama olmadı, hüznümüz de sevincimiz de yarı da kaldı.
Bu yarıya kurban..

Patates mutluluğu..

Patates mutluluk veren serotonin hormonunu artırıyormu?.

Bitmedi !

şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini de giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar şişliğinde faydalıdır. Sert bir şey yutulduğu zaman yabancı maddenin vücuda zarar vermeden çıkartılmasını sağlar. Patates yemek Basur memesi, yanık ve çıbanların ağrılarını geçirir.

Fakat..

Yukarıda görülen patatesin işlenmiş kızartılmış hali, kalori bakımından oldukça zengin, sogan halkalarıyla bezenmiş kabımız insan sağlığına fazlası ile zararlıdır. Yemeyin demiyorum. Patatesi yiyin.. tüketin.. haşlayın.. ama kızartmayın..ın..n… Bişi kokuyor..

Sanırım, patates kızartıyorum..

Kendime engel olamıyorum, mutluyum, mutlu oluyorum.. ehi 🙂